Arya Kandemiroğlu Geçmiş, geleceğe şekil verirken nasıl “geçmiş” olabilirdi? Sadece geleceği değil; duyguları, düşünceleri ve karakterleri de yoğuran bir miras… Bir insan evladı, geçmişinde yaşadığı tecrübeler sayesinde olduğu kişi olur. Peki, eğer o tecrübeler yıkıcıysa, buna nasıl “geçmiş” diyebiliriz? İnsan, yıkıldığı yerden kalkar; zor olur ama kalkar. Peki, kalktığı anı mı hatırlar, yoksa düştüğü anı mı? Bu biraz karaktere bağlıdır. Kibirli biri kalktığı için kendisiyle övünebilir, ama duygusal çöküşünü unutabilir mi? Yine dönüp dolaşıp düşme anımıza geliyoruz. Travmalara sebep olan o düşüşleri, “geçmiş” diyerek küçültebilir miyiz? Küçültemeyiz. Onunla yaşamayı öğreniriz. Öğrenmeliyiz. Geleceğimizi, kişiliğimizi ve duygularımızı etkileyen bu travmalarla yaşamayı öğrenmek zorundayız

