Mavi Yılmaz Cihan’ı anlıyordum da Sahra’nın ne işi vardı? O gelmek istediyse bile, Cihan onu ne yapmaya getirmişti? Hem onun buraya, yanımıza gelmeye yüzü mü vardı? Kumru yürürken burnundan resmen ateşler çıkıyordu. Öfkeli nefesleri işin çok kötü yerlere varacağının habercisiydi. Hızlı ve aceleci adımlarla ona yetişip kolundan yakaladım. “Kızım sakin ol, bunun için kendimizi rezil etmeye değmez!” Evet, değmezdi. O zaten herkesin gözünde kendini küçültmüştü. “Ne sakini be!” Öfkesi sesine öyle yansımıştı ki, herkesin bakışlarını üzerimize çevirmeye yetmişti. Yanımızdan geçen bir kadının konuşması boğazımı düğümledi: “Kız, bunlar Kandemiroğullarına kapaklanan dullar değil mi?” Yanındaki kadın ise ondan da beterdi: “Evet, görmüyor musun? Ağa çocukları arkalarında!” Ne pis düşünceli in

