Mavi Yılmaz Afran’ın masadaki eline sarıldım, gülümseyen gözlerle mavilerine baktım. Şaşırdı ama mutluluğuma sevindiği ortadaydı. Bence o da en az benim kadar seviniyordu. Belki de daha çok seviniyordu; çünkü onun beni tüm hücrelerine kadar sevdiğini biliyordum. Afran beni, ben Afran’ı ölesiye seviyorduk. Sevmek güzeldi; sevilmek ise onun yanındaki tatlı gibiydi. Omzumda bir el hissettiğimde bakışlarımı sahibine çevirdim. Kumru, kahverengi bakışlarını yüzüme dikmiş, öylece bakıyordu. “Efendim?” dedim sakinliğimi bozmadan. “Biraz konuşabilir miyiz?” dedi yalvaran gözlerle. Afran’a baktım. Bu onay almak için değildi; ondan güç almak içindi. Kumru’ya karşı ne hissettiğimi ya da rüyalarımı bilmiyordu ama yine de onun bakışlarından kuvvet alıyordum. Sıcacık gözlerini kırpıp elimi daha sıkı

