Ne olduğuna dair tek bir fikrim yoktu. Kafamda bin tane soru işareti, dilim ise kendi bildiğini okuyordu. “Nasıl yani?” dedim, alnımı buruşturarak. “Amcası mısın, dayısı mısın, nesisin sen? Yoksa gizli kardeş falan mı çıkacaksın, ne oluyoruz?” Süleyman amca derin bir nefes aldı, başını yana eğip sakin bir gülümsemeyle, “Amcanım kızım, Aylin’in amcasıydım yani senin de,” dedi. Bir süre durdum. Beynim “error” verdi. Harika Ezgi, hayatında hiç normal bir akrabalık ilişkisi olmadı zaten. Amcan da saat dükkanında çıktı, tam koleksiyonluk hikâye! Ali’nin sandalyesi gıcırdadı. Alayla kalktı ayağa, dudaklarının kenarına o tanıdık soğuk gülümseme yerleşti. “Bırak Ezgi,” dedi. “Boşuna gelmişiz buraya.” Kolumdan tutup beni ayağa kaldırırken o kadar kararlı görünüyordu ki, bir an direnemedim.

